2 Şubat 2013 Cumartesi

2013 Kış Trendleri


2. ayın 2. günü. Az kaldı bir ay sonra Mart'a girip oradan dünyalar güzeli bahara geçiş yapıyoruz.Bu pazar gününde 2013 kışında herkes neler giydi,neler moda oldu onları sizlerle paylaşmak istedim.Çünkü inanın başka hiçbir işim yoktu :) 

Renk olarak : Bordo 


Ojeden kazağa,çantadan ayakkabıya herkeste mutlaka en az 1 parça bordo bir şey vardır.Yoksa da bu kışın sonunda mutlaka olacaktır.Ben özellikle bordo kazak ve gömlek kombinini çok beğeniyorum.

"Barok" Fall / Winter 2013 Trends : Baroque  yazdığımı düşünün buraya.  


Şimdi nereden başlasam bilemiyorum.Benim sanırım sonsuza kadar bu trendle aram iyi olmayacak.Kimin üzerinde görürsem göreyim direkt aklıma annemle beraber gittiğimiz kına geceleri geliyo.Kına gecelerinde neydi o bindallı mı? Abi baktım şimdi de cidden bindallıyı andırıyor bence. (Bindallı için : buraya) Zaten o kıyafete bindallı adını kim koyduysa yani çok mu düşünmüş? Neyse. Tamam fıstık gibi ablalar giyince belki güzel oluyor ama düşünsene bunu giyip çıktın akşam? Of ben bu feyşın işlerinden anlamıyorum galiba...

Şapkada kulaklı şapkan , ayakkabıda zımbalı botun yoksa bizimla deyılsın.

Bu kışın şapkalar dünya tatlısı : 


Zımbalı botlar da çok bebeksi.


Ama Allah aşkına ablanın teki böyle güzel bot giyiyor üstüne saçmasapan bi şeyi geçirmiş,ayakkabı ağlıyor,zımbalar ağlıyor,ben ayrı ağlıyorum...

İster army diyelim ister military diyelim bu sene "asker stili" çok moda oldu. 


Askerdeki İzzet giyince değil de LookBook kızı Melissa giyince güzel duruyor bunlar da,ne yapalım...

Esas benim takıldığım "asker + kot" modası.


Kot gömlek modası zaten geçtiğimiz bahardan beri vardı.Kot desenli gömlekler,ayakkabılar.Bir de bunu asker deseniyle kombinlerseniz braavva diyorum.Üçüncü resimdeki abla asker+kot+zımba yaparak harika bir mix yapmış.

Baba kazakları 


Umarım sonsuza kadar bitmez dediğim tek trend bu. Allah'ım kazakları ne kadar seviyorum anlatamam.Bu kış da bol kazaklar,sanki babanızın ya da erkek arkadaşınızın kazağını giymişsiniz görünümlü kazaklar çok moda.Allahım böyle moda olsun hepimiz feyşın kölesi olalım.Giy güzeller güzeli kazağını giy altına taytını. İster sal saçını ister hemen at kuyruğu yapıver. Çok seviyorum sizi kazaklar.

Eldivenler


Eldivenlerde de deri ve zımbayı görüyoruz sevgili moda tutkunu arkadaşlarım.Eline zımbayı kapan hemen nereye bulduysa koymuş.Ben kullanamam ama çok şık. Tabi bunları elimizde kullandığımızda üstümüze başımıza da ona uygun giyiniyoruz arkadaşlar...Lütfen biraz dikkat.



Benim gözümde bu kış bu şekilde geçti.Modayla alakası sadece birkaç blog takip etmek ve "aa o ne giymis bu ne giymis" seviyesinde olan bir insanım.Umarım sizler de katılıyorsunuzdur.Yaza doğru bakalım neler göreceğiz. Herkese kocaman sevgiler ♥



31 Ocak 2013 Perşembe

David Beckham


İnanmıyorum ya. Sen bile ne kadar yaşlanmışssın David Beckham! Bu resmi gördüğümde aklıma David Beckham'la ilgili bir anım geldi..Anı dediysem ben ve babam arasında geçen bir olay.Ben 5. sınıfa gidiyorum işte o zamanlar tabii Blue grubu revaçta.Hepimiz Hepsi grubundan bir kişiyiz falan evde toplanıp danslar yapıyoruz.Her neyse ben David  Beckham aşığıyım o zamanlar nasjdasd.Normalde gene sarışın kız bile sevmem yani bu adamı neden sevmişim ölmüşüm bitmişim bilmiyorum.Neyse işte o zamanlar posterler falan var Hey Girl falan alıp kızlarla birbirimize hava atıyoruz. Ben de bi kağıda yazmışım ki "Allah'ım sen bana nolur David Beckham'ı ver ben ona çok aşığım.Eğer bir daha annemi üzmezsem bana David Beckham'ı verir misin?" aynen böyle yazmışım.Salaklığa gelir misin a4 kağıda Allah'a isteğimi yazıyorum ahsdjasd.Hee verir hee.Neyse sonra ben işte yatmışım bu mektubum masada kalmış babam da her gece beni öpmeye gelir.Adam bunu okumuş.Babamı tanısanız dünyanın en şeker insanı falandır.Sabah uyandığımda mektubumun yanında bir kağıt daha var.Haydaaa dedim Allah duydu bana cevap gönderdi asdjaskdjsa. Ama gel gör ki kağıtta babacığımın bana yazdığı ders kitaplarına geçicek nasihat duruyordu : "Prensesim,senin hayranlık duyduğun kişi alanında bir profesyonel ve en başarılı isimlerden.Eğer sen de ona ilgi duyuyorsan onun gibi olmalısın.Çok çalışıp yaptığın işte en başarılı olmalısın ki belki günün birinde kendisiyle tanışabilirsin.Bunun için mektuplar yazman değil her ne yapıyorsan yap ne güzelini yapman gerek." yazmıştı. O zamanlar utançtan ağlamıştım ama şimdi çok iyi anlıyorum. Mesela şu saatten sonra asla kendisiyle tanışamayacağımı. Zaten artık beğenmiyorum da.Neyse bu da böyle bir anımdı. Burdaki vermek istediğim amaç : ah be kızım kendine gel sen kimsin ki A4'e dilek yazıp Allah'a mesaj vermeye çalışıyosun. Kendinize gelin.Ben yaptım,siz yapmayın.

28 Ocak 2013 Pazartesi

Rose




                                                                               ♥

27 Ocak 2013 Pazar

Beyonce


Şu dünya üzerinde Beyonce kadar özendiğim bi insan daha yok...Belki Kate Moss olabilir. Ama Beyonce 1 numarada.Allah'ım öyle bi hayranım ki kadına gelip önümüzde dursa tüm erkeklerden çok ben bakarım.O güzel poposuna o güzel yüzüne Allah'ım ağlıcam hayranlıktan iyice Belieber oldum ahdasda.Neyse.Ben salon kadını çizgimde hayranlığıma devam edeyim..


Destiny's Child bile bence başlı başına Beyonce demek.O zamanlar annem elime beslenme çantamı verip okula giderdim ama kendimi bilsem o zaman da sana aşık olurdum bitanesi. Sen 20 J.Lo gücündesin ve ben Jennifer'ı hiç sevmiyorum.En en en güzel zenci kadınsın!

                                                                ♥♥♥



Zaten zenci dostum Jay-Z ile evlisin.Onu başlı başına kıskanıyorum.....Kardeşimin yaşı kadar yıldır berabersiniz zaten ne kadar güzel onunla bununla takılmayıp aşkınızı yaşıyorsunuz.İşte idol işte idollük.



İkilinin biricik kızları Blue Ivy Carter adına blog bile var.Bizde de anca bebek görmeye on kişi bi tulum alır da gelir. Blog için buraya.



Kişisel servetin 300 milyon dolarmış..Ne diyim canım Allah daha çok versin... GQ Şubat'ta zaten ayrı bir olay yaratmışsın kıskançlıktan ölürüm diye o konuya girmiyorum.


En sevdiğim klibin : Naughty Girl  

50 Cent'ten daha güzel In Da Club söyleyişini de görmezden gelemem......


Milli marşı playback yapsan da yapmasan da sen benim bebeğimsin <3 Türk halimle tüylerim diken diken oldu bide Amerikalı olsam....


Beyonce seni kendime yakın görmemin sebebini buldum...Ama burda söyleyemem aşkısı. İpucu olarak baldır basen diyeyim de daha açık olsun. Bu yazımı gözyaşları içinde sonlandırıp normal hayatıma devam ediyorum.Allah bizi böyle yaratmış ne yapalım..Bir Beyonce değiliz.Şarkılarından,kliplerinden,duruşundan ve güzeller güzeli oluşundan en ufak ayrıntına kadar hayranınız! I love Beyonce!

24 Ocak 2013 Perşembe

The Carrie Diaries başladı!


Carrie Bradshaw'un 16 yaşında olduğu 1984 yılında geçen güzide dizimiz başladı! Hatta ilk 2 bölüm bizim tarafımızdan hemen açılıp,izlenildi bile. İyisiyle kötüsüyle bir çok kişi hakkında yorum yaptı,konuştu.Öncelikle Carrie'nin hayatı diye ben severek izliyorum.İkinci olaraksa Gossip Girl yokluğunda bir boşluk doldurma olarak da izlenebilir diye düşünüyorum.Lisede geçse bile kızlar masa başına oturduğunda eminim birçok kişinin 30lu yaşlarda da yaptığı konuşamaları yapıyorlar.



                 Hello Sebastian Kydd! Senin için 6-7 sezon hepimiz tamamız.





80'li yıllarda yaşamadığım için o zamanları izlemek bana çok büyük keyif veriyor.Carrie'nin öncelikle bir şehre olan aşkını,kardeşiyle olan ilişkisini,hediye edilen Dior şalları ve en çok da kendi aralarında yaptıkları klasik olan sohbetlerin kaynaklarını öğrendiğimiz için ben çok sevdim! İlk sorularıı burda bizimle sormaya başlayan Carrie  yani Annasophia Robb bence dizide resimlerde olduğundan çok daha güzelmiş. 

Severek izliyoruz! ♥








18 Ocak 2013 Cuma

Cara Delevingne & Willa Holland

Biri dünyaca ünlü markaların yüzü,Victoria's Secret mankeni. Biri şu ana kadar bayılarak izlediğim tüm dizilerde oynamış bir oyuncu. Sizce ikisi de birbirlerine çok benzemiyorlar mı?






Veeee : 






Off neyse zaten ben de ilk başta ayrı ayrı gördüğümde benzetmiştim. Şimdi resimler yan yana olunca benzetemedim. Olsun. Sağlık olsun. 

I'm a barbie girl , in the barbie world


14 Ocak 2013 Pazartesi

gorgeous ears


Küpeleri çok seviyorum. Ama başkasının kulağında gördüğümde daha çok hoşuma gidiyor sanki :)  Kendim içinse sadece kulağımın kıkırdağındaki deliği seviyorum. Şimdi hesapladım da 7 yıl olmuş. Uzun bir süre takmayıp sonra taksam bile kapanmadığı için kendisini çok sadık ilan ediyorum ve çok seviyorum. Oraya küçük bir tek taş ya da küçük bir halka taktığınızda ve kulağınızı açık bırakan bir saç modeli yaptığınızda bir anda tüm görünüşünüz değişebiliyor. 


 Çok uzun bir süredir de kulağımın iç tarafıma küpe takmak istiyorum. Umarım en yakın zamanda kendi kulağımdaki küpeleri de sizlerle paylaşırım :) Şu an arkadaşımla deldirip deldirmeme kararı verme aşamasındayız.






                                                                    gorgeous! 

31 Aralık 2012 Pazartesi

A Young Doctor's Notebook



Jon Hamm ve Daniel Radcliffe'in birbirine bu kadar benzediğini bu dizi sayesinde farketmiş olmama inanmıyorum! Ama meğerse ne kadar çok birbirlerine benziyorlarmış. Mad Men'in sevilen aktörü Jon Hamm ve Harry Potter'ımız  Daniel Radcliffe Dr.Vladimir Bomgard olarak karşımızı çıkıyor bu mini seride. A young doctor's notebook 4 bölümlük mini dizi olarak tasarlandı ve buna inanın çok üzüldüm. 4.bölüm de an itibariyle bitti :( 
Komedi-drama türündeki bu diziyi ben çok sevdim.


Mihail Bulgakov'un doktorluk diplomasını aldığı 1916-1918 arasındaki yaşantısını ve yarı otobiyografik bir komedi olarak kaleme aldığı bir çalışmasının sky tarafından televizyona uyarlanmış şekliymiş.


Tıp okuyorsanız veya en azından bir ilginiz varsa bence kesinlikle izlemelisiniz.Ha benim ilgim var mı?Yok.Ayrıca geçmişte geçen dizileri sevmediğimi düşünsem de belki de sırf sevdiğim iki oyuncu için bu kadar sevdim bilemiyorum.Ama keşke daha devamı olsa diye üzülüyorum.


Rusya'da zorunlu hizmete yapan doktor Harry Potter maceraları diye okumuştum bir yerde bu dizi için.İyi ki o yıllarda değiliz diye düşündükçe ve o ilkel yöntemleri gördükçe bulunduğumuz zamandan dolayı insan mutlu oluyor.


 * İlk bölümün açılış sahnesinde Mad Men'imiz Jon Hamm sigara tüttürüyor ve bu da oldukça ironik olmuş.Ayrıca papyonu da çok yakışmamış mı? :)


*2.bölümün izlenmesi oldukça sağlam bir mide gerektiriyor bunu söylemeden edemedim. Kan görmeye dayanamayanlar oraları hızlı bir şekilde geçebilirler :) 

*Diziyi izledikten sonra "Leopold Leopoldovic" ismini sonsuza kadar unutamayacağınızın garantisini verebilirim.



Morfin ele alınarak kocaman bir bağımlılık teması işlenmiş. Unutulan bir köy,unutulan bir hastane.Yeni mezun bir doktor. 4.bölüm bir efsane olmuş bence. Ve bu dizinin tüm kalbimle mini bir dizi olarak kalmamasını diliyorum.



"Bir doz morfin için şu karda ölmeye razısın.Daha da kötüleşecek biliyorsun değil mi?Şimdiki halini kötü mü sanıyorsun?Bu daha hiçbir şey!Kendini Goldieva yakınlarında bir eczanenin yanında , başkasının dışkısında , çöplerin içinde yatarken bulana kadar bekle."